Batıyı Jurnalleyen Kalem : CEMİL MERİÇ

"Ben ezeli bir mağlubum yavrum, Seni sevgimle tutamadıktan sonra. Hakkımdır diyorsun.   Senin yaşında hak olmaz. Sen haklarını adım adım fethetmek zorundasın. Ama anlatamıyorum. Neleri kaybettiğinin farkında değilsin. Sultanlıktan kapıcılığa koşuyorsun. Başkaları da koşuyor. Ama ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benzeyesin diye çekmedim." jurnal. Cilt 1> MAKALELERİ

ŞİİRDEN UZAKLAŞMAK  Günler geçerken, yaşamak telakki ettiğimiz sıradanlıktan bize kalan: tortular, yorgunluklar ve sükût-u hayaller... Sığ, sıradan ve renksiz bir hayatı yaşıyoruz.>(DENEMELERİ)

 İçimizdeki kalabalık... İnsanın yalnızlığı... Betonlaşmış şehirlerde meskûn olanlar, mekânın ruhsuzluğunu renksiz bir elbise gibi kuşandıklarını bilmezler. Girift şekillerin, sahipsiz seslerin ve umumi kanaatlerin içinde kendini kaybeden insan, Hazreti Yusuf'un kuyuya atılması gibi, cemiyetin içinde yalnızdır ve yüreği olmayan, varsa da yüreği modern tapınmalarla taşlaşmış cemiyet onu ezmektedir. Şair bunun farkındadır; bu farkında olmak sessiz bir çığlık gibi mısralara dökülür. Bu ifşa erbabı dışında duyulmaz bile!  ... >(MAKALELERİ)

Kayıp zamanlar... Bekir Dervişoğlu'na

Hiç bu kadar derin olmamıştı yalnızlık. Bu sahil böylesine kimsesiz, sahipsiz kalmamıştı. Daha dün, ayak izlerimiz vardı kumsalda. Deniz böyle hırçın, martılar çığlık çığlığa değillerdi...>(DENEMELERİ)             

   Hikâyenin öyküsü! Sokak lambaları yanmıştı. Deniz, eski iskelenin zamana direnen beton ayaklarıyla şakalaşıyordu. Son yudumu çekip, boş çay bardağını masaya bıraktı. Akşam olmuştu. Çay bahçesi kalabalıktı ama o yalnız oturuyordu. Ne kadar zamandır böyle dalgın oturmuştu, bilmiyordu. Muhayyilesi ona bir oyun oynamış, neredeyse “Harun, bir çay” diyecekken, gerçeği hatırlamıştı. Kalktı. Yürüdü şehrin içine doğru; arkasında bir deniz bırakarak… (KÖŞE YAZILARI)

Şarkımızı söyleyip gideceğiz. Arkamızda gök kubbede bir yankı kalmasa da; anlayanı olsa da/olmasa da,sözümüzü söylemiş oluruz. Aslında bütün sözlerimiz önce kendimizedir.

(adressiz mektuplar)

 

TERKEDİLİŞ ŞARKISI Neslihan Tezcan ... ŞİİR İNCELEMESİ Neslihan Yar...  Kar soneleri  Senem Karayiğit

TERKEDİLMİŞ MEKTUPLAR Neriman Karayiğit

(Misafir Kalem)

 

MALAZGİRT DESTANI

Dibaceye mektuplar 2 

Şehre bak dibace.

Bir uğultunun içinde kaybolan insanlar göreceksin.

Sürükledikleri gölgelerinin ardında kalan sahipsiz seslerini duyacaksın.

Makinelerin efendiliğinde ezilen insancıkları ya da şehirden kaçan ruhları göreceksin. Belki göremeyeceksin.

Şehir kör eder insanı dibace; kör ve sağır.

Şehir biraz da geniş caddeler, mutantan meydanlar ve işlek yollardır. Lakin kalbe giden yollar kapalıdır bu hengâmede. Bir ‘lagar’ kapağı kadar kıymeti yoktur kalp kapağının. Şehir insanları eşyayı severler ki belki bundandır. Onlar gözleriyle, mideleriyle severler. Aşklarını vitrinlerde, ekranlarda, sokaklarda sergiler ve seyrederler. Maşuklarını cüzdanlarında taşırlar. Onların sevdaları hesaplanabilir bir şeydir!  Kontörle yüklenen, banka kartıyla taksit taksit harcanan, tüketilen bir alışkanlık… Bir dolmuş bile hattını değiştirmezken, onların sevdaları ‘sim’lidir; değiştirilebilen bir telefon hattıdır en fazla… Aslında onların bir sevdası da yoktur dibace.

Bu hengâmede akıl firar